Sodyum Glukonat Üretimi

Bugün üzerimde çok ılımlı havalar esmektedir. Nedeni ise çiftçimize, vatandaşımıza sunmadığımız olanakları, aslında sunabileceğimiz fikrine hasıl olmamdır.

Her yapmış olduğum araştırmada, bu gibi olumlu verilere sahip olmak beni her seferinde daha fazla mutlu etmektedir.

Bir ürün grubu var. Glukonik Asit ve Tuzları.  Glukonik Asit, glikoz oksidasyonundan kaynaklanan doğada yaygın olarak bulunan organik bir bileşiktir. Glukonik Asit ve Tuzları bir çok iyon ile kararlı kompleksler oluşturması bu maddelere iyi bir şelatlayıcı ajan görevi verir. Ve hatta çoğu uygulamada EDTA’dan daha iyi bir şelatlayıcı ajan olarak düşünebiliriz.

Bunun yanında ilaç sektöründe Kalsiyum Glukonat derin dokularına nekrozu üzerinde tedavi edici özelliği bulunmaktadır. Ayrıca Demir Glukonat, anemi rahatsızlığı tedavisinde kullanılmaktadır. Kozmetik sektöründe ise Güneş kremi, sabun, saç ürünleri ve makyaj malzemelerinin imalatında görebilir. Bunlara bir çok faklı sektör eklenebilir.

Türkiye’de kullanım miktarları;

Birim Fiyat: 0.90 Usd/kg

  • İthalat:Glukonik Asit’in Diğer Tuzları (2021) 29.46 Ton

Bedel: 190 Bin 500 Usd

Birim Fiyat: 6.60 Usd/kg

  • İthalat: Glukonik Asit (2021) 293 Ton

Bedel: 273 Bin Usd

Birim Fiyat: 0.93 Usd/kg

  • İthalat: Kalsiyum Glukonat (2021) 100.4 Ton

Bedel: 555 Bin 600 Usd

Birim Fiyat: 5.54 Usd/kg

Bu ürünlerin imalatına baktığımızda D-Glikoz dan yola çıkarak Mantar Fermantasyonu ile Glukonik Asit veya Sodyum Glukonat üretebiliyoruz.

Mikrobiyal Fermantasyon sürecinde 24 saatte yaklaşık 300 g/Lt D-Glikoz dönüşümü sağlanabilir. Geleneksel saflaştırma metotları uygulanarak ürünü elde edebiliriz. Bu süreç ile Glukonik Asit veya Sodyum Glukonat elde edildikten sonra diğer Glukonik Asit tuzlarını da üretebiliyoruz.  

İşte işin en güzel yanına geliyoruz Türkiye’de Glikoz üretimi yapan firmalar bulunmaktadır. En azından benim tespit ettiğim budur. Aslında kendisi de bu ürünlerin üretimini gerçekleştirebilir. Hatta bu yöntem daha kolaydır. Lakin bunların neden üretilmediği konusunu kendileri daha iyi bilirler.

İzlenmesi gereken süreç bellidir.

  • Üretim Metodu seçimi
  • En yüksek verimi alacak mikroorganizma seçimi
  • Biyoreaktör seçimi
  • Üretim Bölgesi seçimi
  • Biyoreaktörü üretecek firma seçimi
  • Kuruluş Maliyet hesabı. Vs.vs.

Bunları yaptığımızda gerek prototip reaktör, gerekse nihai Üretim prosesi için, üreteceğimiz ürünlerin ithal olmasından kaynaklı Devlet Desteği alınması çok sorun olmayacaktır.

Üretim altyapısı kurulup gerekli başvurular yapıldığında Devlet gerekli gümrük vergilerini oluşturarak ürününüzün piyasada rekabet edebilmesi için gerekli şartları oluşturacaktır.

Bu gibi süreçler sonrasında tarım ürünlerini Endüstriye kazandırmamız sebebiyle, çiftçinin ürününü piyasada alıcı bulmakta zorlanması azalacak akabinde rekabet gücü de artacaktır. Endüstriyel tarımın önü daha da açılacaktır. Aynı zamanda Cari açığın kapatılması için doğrudan destek olacaktır.

Kazandığımız tecrübe ise yeni ürünlerin sentezlenmesi, geliştirmesi ise bizim en büyük kazancımız olacaktır.

İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.